Mahmood Ayub, BM Türkiye Mukim Koordinatörü
Altmış yıl önce 29 Mayıs’ta, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi ilk barışgücü harekatını başlattı. Aradan geçen 60 yıl içerisinde Mavi Bereliler diye de anılan barışgücü, BM’nin en çok tanınan faaliyetlerinden biri haline geldi. Günümüzde, yaklaşık 120 ülkeden 110 bin erkek ve kadın personel dünyanın çatışma yaşanan çeşitli bölgelerinde görev yapıyor. Bu sayılar bize BM’ye olan inancın ve talebin ulaştığı noktayı gösteriyor. Barışgücünde görev yapan personel büyük-küçük, zengin-yoksul, hatta çatışma ortamından daha yeni kurtulmuş bir çok ülkeden geliyor. Barışı korumak için biraraya gelen bu kişiler beraberlerinde farklı kültürleri ve tecrübeleri de taşıyorlar. Barışgücünün bir kısmını askeri personel oluşturuyor, bir çoğunu ise siviller. Görevleri git gide gözlemciliğin ötesine geçiyor, insanlar için umut ışığı oluyorlar.
Türkiye’nin rolü
Türkiye, BM’nin barışgücü harekatlarına, hem askeri hem de sivil personel açısından önemli oranda destek veren ülkelerden biri. Hali hazırda 10’un üzerinde BM barışgücü ve barışın inşası harekatına destek veren Türkiye daha önce de birçok barış harekatında yer aldı. Türkiye’nin katkısı sadece bölgesi ile de sınırlı kalmıyor, Liberya’dan Haiti’ye kadar bir çok bölgede barışgücüne katkıda bulundu, bulunmaya devam ediyor. Türkiye, ayrıca, barışgücü ve barışın inşası harekatlarına en fazla polis gücü veren ilk 15 ülke arasında yer alıyor
Barışgücü işbaşında
Barışgücü polisleri eğitiyor, çatışan tarafları silahsızlandırıyor, seçimlere destek veriyor, kamu kurumlarının oluşturulmasına katkıda bulunuyor. Ayrıca, köprüler inşa ediyor, okulları onarıyor, afetzedelere yardım ediyor, kadınların cinsel şiddete maruz kalmasını önlüyor, insan haklarını koruyor, kadın-erkek eşitliğini teşvik ediyor. Onlar sayesinde insani yardımlar ihtiyaç sahiplerine ulaştırılabiliyor, ekonomik kalkınma için ilk adımlar atılabiliyor.
Birçok barışgücü harekatı 2007 yılını başarıyla tamamlayarak insanlar için umut olmaya devam etti: Liberya’da UNMIL güvenlik ve istikrarın sağlanmasına katkıda bulundu; Haiti’de BM barışgücü Haiti Ulusal Polisi ile birlikte çalışarak bir zamanlar çetelerin kontrolünde olan şehirlerde güvenliğin sağlanmasına yardımcı oldu; Timor-Leste’de (Doğu Timor) UNMIT başkanlık ve parlamento seçimlerinin başarıyla icra edilmesini sağladı; UNIFIL’in yeniden yapılandırılması sayesinde güney Lübnan nispeten daha sakin bir yıl geçirdi; Kosova’da geçici BM yönetimi dokuzuncu yılını doldurdu. Ayrıca, bunlara ilave olarak bir çok olumlu gelişmeye daha imza atıldı.
Genel Sekreter Ban Ki-moon da küresel barış için çabalarını aralıksız sürdürüyor. Son olarak Darfur’daki insanlık trajedisine çözüm için ağırlığını koydu. Güney Sudan’ı ziyaret ederek ülke genelinde barışın hakim kılınabilmesi için tüm uluslararası topluluğun tam olarak destek vermesi gerektiğini vurguladı. Tüm bu çabalar sonucu Afrika Birliği ile BM ilk karma barışgücünü Darfur’a konuşlandırmaya başladı. Bu gelişmeler narin barışın yaşama tutunabilmesi için BM ile bölgesel örgütler arasındaki işbirliğinin önemini bir kez daha ortaya koydu.
Ne varki bütün bu gelişmeler için önemli bir bedel de ödeniyor. 60 yıl içerisinde 2 bin 400’den fazla erkek ve kadın barışı koruma adına yaşamlarını feda etti. Sadece geçtiğimiz yıl yaşamını yitiren barışgücü personeli sayısı 87’yi buldu. Barışgücünün 60. yıldönümünü kutlarken, hayatları pahasına barışı koruyan BM personelini de saygıyla anıyoruz.
Üye ülkelerin desteği şart
Son yıllarda Barışgücüne duyulan ihtiyaç, Barışgücü harekatlarının çehresini, yapısını ve politikalarını kökten değiştirecek bir nitelik kazandı.
Genel Sekreter Ban Ki-moon’un himayelerinde başlatılan yeniden yapılanma çalışmaları çerçevesinde hem Genel Merkezdeki ilgili birimler, hem de barışgücü harekatlarının yürütüldüğü bölgelerdeki faaliyetler ihtilaflara zamanında ve etkin müdaheleye imkan tanıyacak şekilde yeniden yapılandırılıyor. BM faaliyetleri artık ihtilafların bir insanlık trajedisine dönüşmeden bertaraf edilebilmesi üzerinde yoğunlaşıyor.
Bu hedefe ulaşabilmemiz için, BM’nin önleyici diplomasi, barışın sağlanması, barışın korunması ve barışın inşası alanlarındaki rolünü eksiksiz oynayabilmesini sağlamalıyız. BM’nin önleyici diplomasi ve sürdürülebilir barışın inşasına yönelik kapasitesinin artırılması sayesinde uluslararası topluluk ihtilaflara daha etkin bir şekilde müdahale etme ve uzun vadeli çözümler bulma imkanına kavuşacaktır.
Bu nedenle BM’ye üye ülkelerin desteği şarttır. Uluslararası topluluk BM Barışgücünün 60. yıldönümünde canları pahasına barışı koruyan bu cesur insanlara olan vefa borcunu ödemeye devam etmeli, BM’nin barış çabalarına verdiği desteği kesintisiz sürdürmelidir. Ancak, bu sayede BM anlaşmasında öngörülen güvenli, kalkınmış ve insan haklarına saygılı bir dünyaya doğru adım atabiliriz.
|